İzmir Siyasetinde Değişim Rüzgarları: Tugay’ın Tercihleri

Cemil Tugay’ın siyasi geleceği İzmir’in dengelerini nasıl etkileyecek? Olası senaryolar ve sonuçları üzerine bir değerlendirme.

Günümüzde kesin bir şekilde kapatılan kapılar, gelecekte değişen koşullarla yeniden açılabilir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın siyasi geleceği etrafında dönen tartışmalar da tam olarak böyle bir noktaya ulaşmış durumda. CHP’den bağımsız kalan Tugay’ın alacağı karar, yalnızca kendi siyasi kariyerini değil, aynı zamanda İzmir siyasetinin dinamiklerini de etkileyecek.

Tugay, bir dönem yeni bir siyasi oluşuma katılabileceğini belirtmişti; ancak ismi, ısrarla AK Parti ile anılmaya devam ediyor. Kendisi bu olasılığı sert bir dille reddetse de, siyasi kulislerde AK Parti ile ilgili konuşmaların sürmesi, meselenin henüz tamamen kapandığını göstermiyor. Eğer Cemil Tugay, AK Parti’ye katılma kararı alırsa, bu durum sıradan bir parti değişikliği olmaktan çok daha fazlasını ifade edecektir. Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin belediye başkanının iktidar partisine geçmesi, İzmir’deki siyasi dengeleri ciddi anlamda değiştirebilir.

Böylesi bir geçişin ardından ne olacağı ise asıl önemli konu. Cemil Tugay, AK Parti’ye katılır ve merkezi yönetim İzmir’e güçlü bir finansman ve yatırım desteği sağlarsa, ortaya bambaşka bir tablo çıkabilir. İkinci çevre yolu gibi projelerde somut adımlar atılırsa, trafik ve ulaşım sorunlarında ilerleme sağlanırsa, körfezle ilgili gözle görülür sonuçlar elde edilirse, altyapı ve kentsel dönüşüm yatırımları hız kazanırsa, yıllardır bekleyen büyük projeler hayata geçirilirse, bu durum seçmen nezdinde mutlaka bir karşılık bulacaktır. Çünkü vatandaş açısından siyasetin somut ölçütü, sağlanan hizmetlerdir. İzmirli, birkaç yıl içinde “Dün yapılmıyordu, bugün yapılıyor” demeye başlarsa, siyasi tercihleri de bu durumdan etkilenebilir.

AK Parti açısından bu durum, önemli bir fırsat sunmaktadır. Zira partinin İzmir’de, küçümsenemeyecek ve yüzde 40’a yaklaşan bir seçmen potansiyeli bulunmaktadır. Eğer başarılı bir belediyecilik performansı eklenirse, yıllardır aşılamayan siyasi eşik geçilebilir.

Öte yandan, yaklaşan yerel seçimlerin siyasi dinamikleri de dikkat çekici. CHP kendi adayını çıkarırsa, CHP’den ayrılanların oluşturduğu yeni siyasi hareket başka bir aday gösterirse ve İYİ Parti de güçlü bir isimle seçime katılırsa, geçmişte aynı siyasi havuzda toplanan oyların birkaç farklı adrese dağılması kaçınılmaz hale gelebilir. AK Parti, kendi seçmen tabanını koruduğu takdirde, bu yarışa ciddi bir avantajla başlayabilir. Üstelik, 2-3 yıllık başarılı bir belediyecilik sonrası, CHP’den veya merkez seçmenden gelecek oylar eklenirse, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti’ye geçişi imkânsız bir senaryo olmaktan çıkabilir. Bu siyasi rüzgar, bazı ilçelerde de dengeleri değiştirebilir.

Cemil Tugay’ın durumu ise oldukça karmaşık. Yeni bir siyasi oluşuma katılabileceğini belirtmiş, ancak daha sonra bağımsız kalacağını açıklamıştır. Özgür Özel ile ilişkilerinin bozulduğu iddiaları da uzun süredir gündemde. CHP ile yeniden bir yol açılmazsa, yeni siyasi oluşum seçeneği ortadan kalkar ve bağımsızlık sürdürülebilir olmaktan çıkar. Bu durumda Tugay’ın hareket alanı daralacaktır. İşte bu nedenle, AK Parti ihtimalinin gündemden düşmemesi de önemli bir durum. Ancak böyle bir geçiş, Cemil Tugay açısından ciddi bir siyasi maliyet doğuracaktır. Geçmişte söyledikleri unutulmayacak türden değil. Özellikle CHP adayı olarak oy veren seçmenlerin tepkisi sert olabilir. Bu seçmenlerin önemli bir kısmı, “Biz yalnızca Cemil Tugay’a değil, CHP’nin adayına oy verdik” diyecektir. Öte yandan, AK Parti seçmeni ise geçmişteki eleştirileri bir kenara bırakıp, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendi partilerine geçmesini önemli bir kazanım olarak değerlendirebilir. Siyasetin hafızasının ne kadar kısa olduğunu hepimiz biliyoruz; dünkü sert sözler, bugünün siyasi şartları içinde kolaylıkla yeniden yorumlanabilir.

Tüm bu siyasi hesapların arasında unutulmaması gereken bir gerçek var: İzmirlinin asıl meselesi, belediye başkanının rozetinden çok, yaşadığı kenttir. Trafik, körfez, altyapı, temizlik, kentsel dönüşüm, ulaşım ve yıllardır çözüm bekleyen şehir sorunları, İzmirli için önceliklidir. İzmir seçmeni, siyasi tercihlerini uzun yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde sürdürmüştür. Ancak hiçbir siyasi tercih sonsuza dek garanti değildir. Eğer vatandaş, günlük hayatında ciddi ve görünür bir değişim hissederse, sandıktaki davranışları da değişebilir. Bu nedenle, bugün sorulması gereken soru yalnızca, “Cemil Tugay AK Parti’ye geçer mi?” değil, “Böyle bir geçiş olursa İzmir’de ne değişir?” olmalıdır. Eğer değişen yalnızca Cemil Tugay’ın rozetiyse, siyasi sonuçlar sınırlı kalabilir. Ancak rozetle birlikte Ankara’nın kaynakları, büyük yatırımlar ve güçlü bir hizmet performansı da gelirse, İzmir’in siyasi dengeleri yeniden şekillenebilir. Muhalefetin parçalandığı ve AK Parti’nin mevcut tabanını koruduğu bir ortamda bu ihtimal daha da önem kazanır. Cemil Tugay bağımsız kalabilir, yeni bir siyasi oluşuma yönelebilir veya bugün en uzak görünen AK Parti seçeneği yarın yeniden gündeme gelebilir. Hangisinin gerçekleşeceğini bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var; İzmir siyasetinde kartlar yeniden karılıyor ve önümüzdeki yıllarda İzmirlinin vereceği kararın ölçüsü, belki de siyasi rozetlerden ziyade, yaşadığı kentte gördüğü değişim olacaktır. Çünkü siyasette son sözü bazen liderler değil, koşullar söyler; sandıkta son sözü ise her zaman seçmen söyler.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu