MHP ve DEM, AKP’yi Hızlı Adımlar Atmaya Zorluyor

MHP ve DEM, yasal düzenlemeler için AKP’yi baskı altına alıyor, iktidar ise denge arayışında.

Bayram sonrası için planlanan yasal düzenlemelere dair takvim henüz netleşmiş değil. İktidar, terör örgütü PKK’nın silah bırakma sürecinin somut bir şekilde gerçekleşmesini beklerken, MHP ve DEM Parti sürecin hızlanması adına baskı yapmaya devam ediyor. MİT raporları, PKK’nın sadece Türkiye içinde değil, yurtdışındaki tüm unsurlarıyla birlikte silah bırakmasını öngörüyor.

“Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen açılım sürecinde beklenen adımların gecikmesi dikkat çekiyor. Bayram sonrası için öngörülen yasal düzenlemelerin takvimi henüz açıklanmazken, Ankara’daki kulislerde sürecin bilinçli bir şekilde yavaşlatıldığına dair yorumlar yapılıyor. İktidarın genel yaklaşımı, “önce silah bırakma ve fesih, ardından yasal adım” şeklinde özetleniyor. AKP kurmayları, yalnızca sembolik adımların yeterli olmayacağını, PKK’nın yurtiçi ve yurtdışı yapılanmalarıyla birlikte kendini feshettiğinin açık ve denetlenebilir bir biçimde ortaya konulmasını bekliyor.

Sürece dair yapılan değerlendirmelerde, geçmişteki çözüm süreçlerinin deneyimlerinin önemli olduğu vurgulanıyor. İktidar cephesi, “silah bırakma sürecinin izlenebilir ve geri dönülmez olması” gerektiğini savunurken, yalnızca sembolik silah yakma görüntülerinin ya da parçalı açıklamaların güven oluşturmaktan uzak olduğu görüşünde. Bu nedenle AKP, kapsamlı bir fesih ve silahsızlanma tablosu ortaya çıkmadan Meclis’te yasal düzenlemelere geçmeyi düşünmüyor.

Diğer yandan, sürecin diğer aktörleri daha hızlı adımlar atılması gerektiğini savunuyor. MHP ve DEM Parti, sürecin ilerlemesi için Meclis’te hukuki düzenlemelere bir an önce başlanması yönünde iktidara baskı yapıyor. Bu durum, taraflar arasında yöntem tartışmalarını derinleştirirken, AKP’nin temkinli bir yaklaşım sergilediği ve farklı siyasi dengeleri gözettiği değerlendiriliyor. Kulislerde, iktidarın süreci tamamen durdurmadan ilerletmek ve belirli kesimlerin tepkisini çekmemek için “denge siyaseti” yürüttüğü konuşuluyor.

AKP içindeki değerlendirmelerde, sürecin hassasiyetine vurgu yapılarak toplumun farklı kesimlerinin tepkilerinin dikkate alındığı belirtiliyor. Özellikle güvenlik politikalarına duyarlı seçmen tabanında rahatsızlık oluşmaması için adımların kontrollü bir şekilde atıldığı ifade ediliyor. Bu çerçevede, sürecin hızlı ilerlemesinin bazı kesimlerde kırılma yaratabileceği ve bunun siyasi sonuçlarının hesaplandığı kaydediliyor.

Ankara kulislerinde bir diğer önemli konu ise seçmen davranışları. İktidarın, atılacak adımların olası bir oy kaybına yol açmaması için süreci zamana yayarak kamuoyu tepkisini ölçtüğü ifade ediliyor. Sürecin tartışıldığı ortamda, terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın isminin sıkça gündeme gelmesi, özellikle milliyetçi seçmenler arasında rahatsızlık yaratıyor. Bu durum, iktidarın dil ve tempo konusunda daha dikkatli hareket etmesine neden oluyor.

Bayram sonrası için gündeme gelen düzenlemelerin gecikmesinin arkasında bu çok katmanlı denge arayışının olduğu belirtiliyor. Kulislerde, iktidarın süreci zamana yayarak hem sahadaki gelişmeleri görmek hem de siyasi riskleri minimize etmek istediği konuşuluyor. Ankara’daki değerlendirmelere göre, sürecin en kritik aşamasını PKK’nın tüm unsurlarıyla feshi ve bunun nasıl doğrulanacağı oluşturuyor. İktidarın beklentisi, bu sürecin yalnızca açıklama düzeyinde kalmaması, sahada somut ve uluslararası düzeyde izlenebilir bir şekilde gerçekleşmesi. Bu eşik aşılmadan Meclis adımlarının hızlanması ise şu an için zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu