AfD’nin yükselişi: Almanya siyasetinde adım adım güç
AfD’nin yükselişi, PEGIDA döneminden 2025 seçimlerine uzanan süreçte partinin Almanya siyasetinde nasıl ikinci güçlü aktöre dönüştüğünü ortaya koyuyor.
2013 yılında kurulan Almanya için Alternatif (AfD), kuruluşunun hemen ardından girdiği genel seçimlerde yüzde 4,7 oy alarak Federal Meclis barajını aşamadı. Ancak partinin siyaset sahnesindeki görünürlüğü kısa sürede arttı. 2014’te Dresden’de ortaya çıkan aşırı sağcı PEGIDA hareketi, azınlık ve göçmen karşıtlığını kitlesel gösterilerle gündeme taşıdı. Aynı yıl AfD, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 7,1 oy alarak ilk önemli seçim başarısını elde etti.
2015 ve 2016 yıllarındaki sığınmacı krizinin ardından AfD, göç ve İslam karşıtlığını siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Bu yaklaşım, partinin özellikle geleneksel siyasi aktörlere tepki duyan seçmenler arasındaki desteğini artırdı. AfD, 2017 genel seçimlerinde yüzde 12,6 oy aldı ve yaklaşık 5,9 milyon seçmenin desteğiyle ilk kez Federal Meclis’e girdi. Böylece parti, kuruluşundan dört yıl sonra 2013’teki oy oranını neredeyse üçe katladı.
2021 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 10,4’e gerileyen AfD, izleyen dönemde yeniden güçlü bir ivme yakaladı. Parti, 2025 genel seçimlerinde oylarını yüzde 20,8’e yükselterek dört yıl içinde yaklaşık iki katına çıkardı. Bu sonuçla AfD, CDU/CSU ittifakının ardından Almanya’nın en güçlü ikinci siyasi hareketi konumuna geldi. AfD’nin yükselişi, partinin ülke siyasetindeki ağırlığının belirgin biçimde arttığını gösterdi.
Partinin en güçlü olduğu bölge ise eski Doğu Almanya eyaletleri oldu. Ekonomik hoşnutsuzluk, göç karşıtlığı ve geleneksel partilere yönelik tepki, AfD’nin bu bölgelerdeki tabanını genişletti. Saksonya-Anhalt’ta 2021 seçimlerinde yüzde 20,8 oy alan parti, 6 Eylül 2026 seçimlerinde desteğini yüzde 43,8’e çıkardı. Böylece AfD’nin eyaletteki oy oranı beş yıl içinde iki katından fazla arttı.




