Enerji krizi faturası 330 milyar dolar, Türkiye kazanıyor

Enerji krizi küresel ölçekte 330 milyar dolarlık ek maliyet yaratırken, Türkiye yenilenebilir yatırımlarla 2026’da 11 milyar dolar tasarruf sağlayacak.

Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler enerji piyasalarındaki belirsizliği artırırken, fosil yakıtlara dayalı sistemin küresel maliyeti de ağırlaşıyor. Deniz yoluyla ham petrol, petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz ithal eden ülkelerin, savaş öncesi öngörülere kıyasla yaklaşık 330 milyar dolar daha fazla ödeme yaptığı hesaplanıyor. Bu tabloya karşın Türkiye, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla farklı bir görünüm ortaya koyuyor.

İthalata bağımlı ülkeler baskı altında

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde düzenlenen ve iklim diplomasisi ile enerji güvenliği uzmanlarını bir araya getiren toplantıda, Hürmüz’deki krizin enerji ithalatına bağımlı ülkelerin kırılganlığını yeniden gözler önüne serdiği belirtildi. Özellikle Pasifik’teki bazı ülkelerde elektrik üretiminde kullanılan ithal fosil yakıtların maliyeti, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10 ila yüzde 24’üne kadar çıkıyor. Artan enerji giderleri, bu ülkelerde eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerine ayrılan kaynakları da sınırlıyor.

Türkiye için 11 milyar dolarlık avantaj

Türkiye’de güneş, rüzgar ve diğer yenilenebilir kaynaklara yönelik yatırımların ekonomik etkisi ise giderek daha belirgin hale geliyor. Uzmanların hesaplamalarına göre bu yatırımlar, 2026 yılında yaklaşık 11 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçecek. Söz konusu tahmin, yenilenebilir enerjinin yalnızca iklim hedeflerine ulaşmak için değil, enerji arz güvenliğini güçlendirmek ve cari açığı azaltmak açısından da önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Enerji krizi sonrasında oluşan bu tablo, ülkelerin dış kaynaklara bağımlılığını azaltmasının stratejik önemini artırıyor. Türkiye’nin yenilenebilir kapasitesini büyütmesi, küresel fiyat dalgalanmalarına karşı ekonominin dayanıklılığını destekleyen başlıca unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

COP31’de enerji güvenliği ve iklim hedefleri gündemde

Uluslararası kamuoyunun dikkati şimdi COP31 sürecine çevrilmiş durumda. Zirvenin başkanlığını Türkiye üstlenirken, müzakerelerde Avustralya da önemli bir rol oynayacak. Uzmanlara göre iki ülkenin önündeki temel sınav, kısa vadeli enerji güvenliği ihtiyacı ile uzun vadeli iklim hedefleri arasında uygulanabilir bir bağ kurmak olacak.

Fosil yakıtlardan uzaklaşılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve ithalat bağımlılığının düşürülmesi, zirvenin öne çıkması beklenen başlıkları arasında bulunuyor. Uzmanlar, küresel enerji maliyetlerindeki artış ile Türkiye’nin sağlayacağı tasarruf arasındaki farkı dikkat çekici buluyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu