Hatimoğulları, DEM Parti Grup Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM Grup Toplantısı’nda önemli konulara değindi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, CHP’ye yönelik mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararını eleştirerek, Yargıtay’ın bu kaosu çözmesi gerektiğini vurguladı. “Siyasal sorunların çözüm adresi mahkeme salonları değildir” diyen Hatimoğulları, bu tür durumların zamanla çözülmemesi gerektiğini ifade etti.
Suriye’deki insan hakları ihlalleri konusuna da değinen Hatimoğulları, Alevi, Kürt, Dürzi ve Hristiyan topluluklarının ciddi ihlallere maruz kaldığını belirtti. Türkiye’nin ve uluslararası toplumun bu konuda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini savundu.
Anayasa Mahkemesi’nin “süresiz nafaka” düzenlemesini iptal etmesine yönelik eleştirilerde bulunan Hatimoğulları, bu kararın kadınların ekonomik güvenliğini tehdit ettiğini dile getirdi. “Nafaka hakkı, kadınların yaşam güvencelerinden biridir ve bu hakkın kısıtlanması kabul edilemez” dedi. Ayrıca, nafakanın erkekleri mağdur eden bir durum olmadığını, aksine kadınların yaşadığı eşitsizliği gidermeyi amaçladığını ifade etti.
Hatimoğulları, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının, demokratik siyasetin yeniden şekillendirilmesine yönelik bir tehdit olduğunu belirtti. Bu kararın, halk iradesinin baskılandığı bir dönemi temsil ettiğini savunan Hatimoğulları, “Siyasal rekabet sandıkta mı yoksa mahkeme koridorlarında mı kurulacak?” sorusunu gündeme getirdi.
Yüksek Seçim Kurulu’nun yetki aşımına gittiğini ve Anayasa’ya aykırı davrandığını söyleyen Hatimoğulları, bu durumların demokrasinin temel unsurlarını tehdit ettiğini vurguladı. “Demokratik toplumlarda siyasi partilerin geleceğine mahkemeler değil, üyeler karar verir” dedi.
Hatimoğulları, halk iradesine yapılan her türlü müdahaleye karşı olduklarını belirterek, demokratik alanın genişlemesi gerektiğini savundu. Ayrıca, “terörsüz Türkiye” sürecine de değinerek, bu sürecin stratejik ve toplumsal bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Çerçeve yasasının, toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde hazırlanması gerektiğini vurguladı.




