Ho Chi Minh’in Vietnam’ı: Vergi Cennetine Dönüşüm Süreci

Vietnam, Ho Chi Minh’in sosyalist ideallerinden uzaklaşarak vergi cennetleri arasına girdi. Bu dönüşümün arka planında neler var?

Bir zamanlar Ho Chi Minh’in liderliğindeki Vietnam, Amerikan emperyalizmine karşı direnen bir ulus olarak biliniyordu. Bugün ise bu ülke, Avrupa Birliği’nin vergi cennetleri listesine dahil edildi. Bu durum, Vietnam’ın geçmişteki sosyalist ideallerinden ne denli uzaklaştığını gözler önüne seriyor.

AB Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi (Ecofin), Vietnam’ı vergi alanında işbirliği yapmayan ülkeler listesine ekleme kararı aldı. Bu liste, Brüksel’in uluslararası şeffaflık standartlarına uymayan ülkeleri hedef alıyor. Vietnam’ın yanı sıra, Karayipler’deki Turks ve Caicos Adaları da bu listeye dahil edildi. Buna karşın, Fiji, Samoa ve Trinidad ve Tobago, gerçekleştirdikleri reformlar sonucunda listeden çıkarıldı.

Vietnam’ın bu listeye alınmasının sebebi, bilgi paylaşımı ve mali şeffaflık konusundaki uyumsuzluk olarak belirlendi. Ülkenin, vergi kaçırmayı kolaylaştıran ve kârların başka yerlere aktarılmasını destekleyen bir sistem geliştirdiği yönünde bir algı oluşmuş durumda.

Tarihsel Dönüşüm

Bu durum, Avrupa’nın kararının arkasında yatan tarihsel dönüşümü de gözler önüne seriyor. Vietnam, devrimci geçmişinden, yatırımları ve sanayiyi çekmek için agresif bir devlet kapitalizmine yöneldi. Resmi olarak hâlâ Komünist Parti’nin liderliğindeki bir sosyalist cumhuriyet olan Vietnam, Doi Moi reformlarıyla birlikte karma bir ekonomik model benimsedi ve küresel yatırımcıları çekmek için vergi avantajları sunmaya başladı.

Örneğin, 38 “şartlı” sektörün kaldırılması ve özel lisans uygulamalarının iptal edilmesi, yabancı yatırımcıların iş yapmasını kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Bu tür düzenlemeler, uluslararası sermaye için daha fazla cazibe yaratmayı hedefliyor. Komünist Parti, siyasi kontrolü sürdürürken, vergi avantajları ve belirli mali şeffaflık eksiklikleri üzerinden rekabet etmeye devam ediyor.

Ancak Brüksel, Vietnam’ın bu yaklaşımını sorunlu buluyor. Yeterli vergi bilgisi paylaşmayan, “boş şirketlerin” kurulmasına olanak tanıyan ve vergi kaçırma ile kara para aklama faaliyetlerine zemin hazırlayan bir sistemin varlığı dikkat çekiyor. Bu durum, sosyalizm adına değil, küresel rekabette kârları elde tutma mücadelesi olarak değerlendiriliyor.

Komünizm ve Sermaye İlişkisi

Tek parti yönetimindeki resmi olarak komünist bir ülkenin, Karayip vergi cennetleriyle yan yana anılması, sosyalizm ve kapitalizm arasındaki ikiliğin küreselleşmiş dünyada yetersiz kaldığını gösteriyor. Vietnam, siyasi ortodoksisini korurken, aynı zamanda zararlı kabul edilen mali uygulamaları da benimsemekte. Düşük ya da sıfır vergi uygulamaları, sınırlı şeffaflık ve özel rejimlerle, diğer ülkelerde yaratılan kârları çekme stratejileri geliştiriliyor.

Hanoi, bu konuda bir istisna değil. Birçok “anti-kapitalist” sistem, küresel tedarik zincirlerini ve uluslararası vergi mimarisindeki boşlukları bir güç aracı olarak kullanmayı öğrenmiş durumda. Anti-emperyalist söylemler, çok uluslu şirketleri çekme çabalarıyla birleşiyor; bu süreçte kaynağı belirsiz sermayelere kapı açılabiliyor.

Sonuç olarak, Vietnam, geçmişteki gerilla mücadelesinin izlerini taşırken, günümüzde Avrupa Birliği’nin gözünde offshore hesap soruşturmalarına konu olan bir finansal belirsizlik merkezi haline gelmiş durumda. Geçmişteki mücadele, küresel kapitalizme karşıydı; bugün ise kırmızı çizgi, sermayenin küreselleşmesinde kendi yerini koruma mücadelesi gibi görünüyor. Bu durum, kara listeye girme pahasına bile devam ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu