YÖKAK’tan 13 Üniversiteye Akreditasyon Reddi Kararı
YÖKAK, 13 üniversitenin akreditasyon talebini reddetti. Bu durum, yükseköğretimde kalite tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), gerçekleştirdiği değerlendirmeler sonucunda 8 devlet ve 5 vakıf üniversitesinin akreditasyon taleplerini reddetti. Toplamda 13 üniversitenin akreditasyon alamaması, Türkiye’deki yükseköğretim sisteminde kalite güvencesi ve kurumsal yeterlilik konularını yeniden gündeme getirdi.
YÖKAK, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 35. maddesi çerçevesinde faaliyet göstermekte olup, üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma ve idari hizmetlerinin kalite düzeyini ulusal ve uluslararası standartlara göre değerlendiriyor. Bu süreçte, üniversiteler bağımsız değerlendiriciler tarafından belirlenen ölçütlere göre inceleniyor. Ön inceleme, saha ziyareti ve odak grup görüşmeleri ile üniversitelerin sunduğu belgeler üzerinden hazırlanan kapsamlı raporlar, kurul tarafından değerlendiriliyor.
Kurumsal akreditasyon sürecinde üniversitelere üç farklı karar verilebiliyor: Koşullu Akreditasyon, Tam Akreditasyon ve Akreditasyon Reddi. Koşullu akreditasyon 2 yıl, tam akreditasyon ise 5 yıl süreyle verilirken, belirlenen ölçütleri karşılayamayan kurumlar için akreditasyon reddi kararı çıkıyor. Sonuç olarak, 13 üniversitenin akreditasyon alamadığı ortaya çıktı. Bu durum, bazı üniversitelerin yükseköğretimde kalite standartlarını sağlama konusundaki yetersizliklerini gözler önüne serdi.
Akreditasyon sürecinde reddedilen üniversiteler arasında Antalya Belek Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Şırnak Üniversitesi, Antalya Bilim Üniversitesi, Hakkari Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Türk Hava Kurumu Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Çağ Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi yer alıyor. Bu üniversitelerden bazıları doğrudan akreditasyon reddi alırken, bazıları ara değerlendirme sonucunda bu kararla karşı karşıya kaldı. Listede köklü ve tanınmış üniversitelerin de bulunması dikkat çekti.
Yürürlükteki “Yükseköğretim Kalite Güvencesi ve Yükseköğretim Kalite Kurulu Yönetmeliği” gereği, akreditasyonu reddedilen üniversiteler, bu kararın ardından en erken iki yıl sonra yeniden başvuru yapabiliyor. Mevcut mevzuatta, akreditasyon reddi alan üniversitelere yönelik başka bir yaptırım öngörülmemektedir. Bu aşamada, üniversitelerin en somut sonucu akreditasyon alamamış olmaları ve belirli bir süre yeniden başvuru yapamamalarıdır.
Bu noktada yükseköğretimde kalite sisteminin etkinliği sorgulanmaya başlıyor. YÖKAK tarafından yapılan değerlendirmelerde üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, liderlik, yönetişim ve toplumsal katkı alanlarında yetersiz görülmesi, ciddi kurumsal sorunları işaret ediyor. Ancak bu sonuçların yalnızca rapor düzeyinde kalması, sürecin caydırıcılığı konusunda soru işaretleri doğuruyor. Kalite süreçlerinin sadece rapor hazırlanması ve internet sitesinde ilan edilmesiyle sınırlı kalması durumunda, bu durumun üniversitelerin genel performansına etkisi tartışmalı bir konu haline geliyor.
Yükseköğretimde kaliteyi artırmak için yalnızca tespit değil, somut teşvik ve yaptırım mekanizmalarının da devreye alınması gerektiği yönünde görüşler öne çıkıyor. Akreditasyon sürecinde başarılı olan üniversitelere ek araştırma bütçesi ve akademik kadro desteği gibi desteklerin sağlanması gerektiği savunuluyor. Ayrıca, akreditasyon alamayan üniversitelere yönelik daha belirgin sonuçlar doğuracak uygulamaların gündeme gelmesi gerektiği ifade ediliyor. Öğrenci kontenjanlarında sınırlama, yeni lisansüstü program açılmasında kısıtlama gibi başlıklar bu tartışmalar arasında yer alıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’de üniversitelerin yalnızca sayısal büyüme değil, kalite odaklı performans üzerinden de değerlendirilmesi gerektiği bir kez daha ortaya kondu. Çok sayıda üniversite akreditasyon almayı başarırken, 13 kurumun bu süreçten dışlanması, yükseköğretimde standartların üniversiteden üniversiteye ciddi farklılıklar gösterdiğini gösteriyor. YÖKAK kararları, sadece teknik bir değerlendirme değil, aynı zamanda yükseköğretim sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koyan önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Tabiri caizse, bu üniversiteler sınıfta kalmıştır! (Üniversiteler ilgili Kurumun web sayfasında raporlanmaktadır. (Erişmek için TIKLAYINIZ.)




