HTŞ’ye Destek, Türkiye’nin Barış Rolüne Zarar Veriyor

DEM Parti, HTŞ rejimine destek verilmesini kabul edilemez buluyor ve barış için somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

DEM Parti, dün gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısının ardından yayımladığı sonuç bildirgesinde, Suriye’deki çatışmalar ve Halep’teki HTŞ rejimine yönelik eleştirilerini dile getirdi. Bildirgede, Türkiye’nin bu süreçte barışı desteklemesi ve halkların eşitliğini gözeterek yapıcı bir rol üstlenmesinin tarihi bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Ancak HTŞ rejimine aktif destek sunulmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Toplantı, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Sosyal medya üzerinden paylaşılan bildirgede, Türkiye ve dünya genelinde savaşların artması, otoriter rejimlerin güçlenmesi ve toplumsal yaşamın olumsuz etkilenmesi üzerinde duruldu. Bu durumun, halkları bastırmayı hedefleyen bir kuşatma anlamına geldiği ifade edilerek, özgürlük ve eşitlik arayışlarının yeni biçimler kazandığına dikkat çekildi.

Özellikle ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesi, emperyalizmin gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür dış müdahalelerin, halkların iradesini dışsal güçlere açan bir meşruiyet gerekçesi haline getirilemeyeceği belirtildi. Orta Doğu’da yaşanan savaş politikalarının ağır sonuçları, Gazze’deki insanlık dramıyla somutlaşırken, bu durumun halklara sadece yoksulluk ve yıkım getirdiği ifade edildi.

DEM Parti, Orta Doğu’daki baskıcı rejimlere karşı direniş gösteren halkların yanında olduğunu belirtti. Suriye’deki HTŞ rejimi ve benzeri grupların Kürt halkına yönelik saldırıları, barış sürecinin önünü tıkayan sistematik girişimler olarak nitelendirildi. Türkiye’nin bu süreçte barışa öncelik vermesi gerektiği ve HTŞ’ye destek vermenin kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Türkiye’de, 1 Ekim 2024 sonrası dönemde eski çatışma rejiminin yeniden tesis edilmediği, ancak barışın da kendiliğinden ilerlemediği bir süreç yaşandığına dikkat çekildi. Bu bağlamda, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın, barış sürecinde belirleyici bir kırılma yaratabileceği vurgulandı. Barış sürecinin, yalnızca soyut beyanlarla değil, somut adımlarla ilerlemesi gerektiği ifade edildi.

DEM Parti, barışın sağlanabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti. Barışın, dış güçlerin stratejik hesaplarına teslim edilmemesi gerektiği ifade edilerek, bu sürecin toplumsal irade ile inşa edilmesi gerektiği vurgulandı. Barış mücadelesinin, demokratikleşme mücadelesi ile ayrılmaz bir bütün olduğu belirtildi.

Kadınların savaşlara, militarizme ve erkek egemen şiddete karşı en ön safta mücadele ettikleri ifade edildi. Kadın özgürlüğü paradigmasının, partinin siyasal varlığının temeli olduğu vurgulandı. Barışın, yalnızca bir talep olmaktan öte, örgütlü mücadeleyle inşa edilen bir yaşam olduğu ifade edilerek, bu yaşamın birlikte kazanılacağına dair kararlılık dile getirildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu