Bulgaristan’da Osmanlı Mirası: Bayraklı Camii’nin Önemi
Bayraklı Camii, Samokov’un tarihi dokusunu yansıtan önemli bir Osmanlı mirası olarak dikkat çekiyor.
Bulgaristan’ın Samokov şehrinde yer alan Bayraklı Camii, kendine has mimarisi ve iç mekanındaki zengin süslemeleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun geç dönemine ait barok stilin özelliklerini barındıran caminin duvar ve tavanlarındaki süslemelerde, bitkisel motifler, çiçek düzenlemeleri ve kumaş kıvrımlarını andıran detaylar öne çıkıyor. Bu süslemelerde sadece Osmanlı barok anlayışı değil, aynı zamanda Batı Avrupa barok ve rokoko sanatının izleri de görülmekte.
Yaklaşık 1845 yılında inşa edildiği tahmin edilen Bayraklı Camii, günümüzde ziyaretçilere açık bir müze olarak işlev görmekte. Kültürel miras olarak korunan bu yapı, Samokov’un tarihi ve kültürel kimliğinin önemli bir sembolü haline gelmiş durumda ve hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
Samokov Tarih Müzesi’nin müdürü ve arkeolog olan Veselin Hadzhiangelov, AA muhabirine verdiği röportajda, Bayraklı Camii’nin daha önce mevcut olan daha büyük bir caminin kalıntıları üzerine inşa edildiğini belirtti. Yapının, dönemin Samokov Valisi Mehmed Hüsrev Paşa’nın onuruna yaptırıldığı düşünülmekte. Hadzhiangelov, caminin iç süslemelerinin, Samokov Ressamlık Okulu’nun önde gelen sanatçıları Hristo Yovevich, İvan Dospevski ve Kosta Valyov tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti.
Caminin süslemeleri, klasik İslam mimarisinin genel süsleme anlayışından farklılıklar taşıdığını dile getiren Hadzhiangelov, “Bayraklı Camii’nin süslemelerinde, 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarındaki Avrupa barok sanatının etkileri belirgin bir şekilde hissediliyor. Bu açıdan Bayraklı Camii, Balkanlar’da nadir bulunan bir eser konumunda,” dedi.
Hadzhiangelov, halk arasında dolaşan bir rivayete göre, caminin süslemelerini gören dönemin cami yöneticilerinin bu detayların kapatılmasını talep ettiğini, ancak Mehmed Hüsrev Paşa’nın bu sanatsal değerleri koruma kararı aldığını aktardı.
1960’lı yıllarda yapılan restorasyon sırasında yapının mimarisine dair önemli bilgilere ulaşıldığını belirten Hadzhiangelov, kubbeyi destekleyen kemerlerde Rila Dağları’ndan getirilen doğal eğimli çam ağaçlarının kullanıldığını ve caminin inşasında çivi yerine ahşap geçme tekniğinin tercih edildiğini açıkladı. Ayrıca, restorasyon sırasında camide çok sayıda Osmanlıca dini el yazmasının bulunduğunu, bunun da Samokov’un Osmanlı döneminde önemli bir kültür ve eğitim merkezi olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Ancak, uzun yıllar boyunca çatıda yeterli onarım yapılmaması nedeniyle su sızıntıları duvar resimlerine zarar vermeye başlamış durumda. Hadzhiangelov, caminin korunması amacıyla bir restorasyon projesi hazırladıklarını ve bu proje için finansman arayışlarının sürdüğünü belirtti.
Bayraklı Camii’nin hala ziyaretçilerin ilgisini çeken önemli bir kültürel yapı olduğunu vurgulayan Hadzhiangelov, “Kapıya bir iletişim numarası bıraktık. Ziyaretçiler aradığında camiyi açıyor ve onları karşılıyoruz. Neredeyse her gün burayı görmek isteyen insanlar oluyor,” dedi. Caminin ziyaretçilerde yarattığı merak ve şaşkınlık, özellikle altı kilisesi bulunan bir şehirde böyle korunmuş bir caminin varlığıyla daha da artıyor. Kapının açık olduğunu görenler içeri girip bu ilgi çekici yapıyı görmek istiyor. Hadzhiangelov, “Biz de bu camiyle gurur duyuyoruz,” ifadelerini kullandı.
Son olarak, restorasyonun yapının geleceği açısından büyük bir önem taşıdığını belirten Hadzhiangelov, “Kültürel varlıkların korunabilmesi için uygun koşullarda muhafaza edilmeleri gerekiyor. Mevcut sorunlar, camideki değerli süslemeler ve eserler açısından risk oluşturuyor,” şeklinde konuştu.




