CHP’li Gürer: Yedi Ayda 3 Bin 529 Konkordato Kararı Alındı
CHP’li Ömer Fethi Gürer, 2026’nın ilk yedi ayında 3 bin 529 konkordato kararı alındığını açıkladı. Ekonomik sorunlar derinleşiyor.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki ekonomik sıkıntıların işletmelere yansıdığını ve bu durumun konkordato ile iflas kararlarına neden olduğunu ifade etti. Son yıllara ait verilerin, reel sektördeki sorunların ciddiyetini gözler önüne serdiğini belirten Gürer, konkardato kavramını, bir şirketin borçlarını ödeyememesi durumunda mahkeme gözetiminde alacaklılarla anlaşarak borç yapılandırması talep etmesi olarak tanımladı. Son sekiz yılda mahkemelere yapılan toplam 25 bin 753 konkordato başvurusunun sonuçlandığını kaydetti.
Gürer, şahıs başvuruları hariç, doğrudan şirketleri ilgilendiren konkordato kararlarının sayısının 15 bin 297’ye ulaştığını belirterek, 2026 yılının ilk yedi ayındaki rakamların dikkat çekici olduğunu vurguladı. 2026’nın ilk yedi ayında alınan 3 bin 529 konkordato kararının, 2024 yılında alınan 3 bin 497 kararı geride bıraktığını söyledi.
2026’nın ilk yedi ayında alınan 1167 geçici mühlet, 918 kesin mühlet, 1146 red, 171 iflas ve 127 tasdik kararı ile toplamda 3 bin 529 konkordato kararı alındığını ifade eden Gürer, bu rakamların önceki yıllarla kıyaslandığında çok daha yüksek olduğunu belirtti. 2026 yılındaki rakamların, 2022 ve 2023 yıllarına göre de iki kat fazla olduğunu vurguladı.
Ömer Fethi Gürer, konkordato başvurularındaki artışın yanı sıra iflas kararlarının da kayda değer bir artış gösterdiğini aktardı. 2024’te ilk yedi ayda 55 olan iflas kararı sayısının, 2025’te 126’ya, 2026’da ise 171’e ulaştığını belirtti. Ayrıca, konkordato taleplerinin reddedilme oranının da arttığını, 2026 yılında toplam kararların yüzde 32,4’ünün, yani bin 146 kararın reddedildiğini ifade etti.
Bu durumun, borçlarını ödemekte zorlanan şirketler için endişe verici olduğunu dile getiren Gürer, konkordatonun yalnızca başvuran firmayı değil, o firmayla ticari ilişkisi olan diğer işletmeleri de etkilediğini belirtti. “Konkordato ilan eden her ana firma, kendisine mal ve hizmet sağlayan diğer KOBİ’lerin ve alt yüklenicilerin de bu süreçten etkilenmesine yol açıyor” dedi.
Gürer, konkordato başvurularında inşaat, tekstil, giyim, imalat ve sanayi sektörlerinin öne çıktığını vurguladı. İnşaat sektöründe 564 firma, tekstil sektöründe 419, giyim sektöründe ise 92 firmanın konkordato sürecinde olduğunu belirtti. Ayrıca, metal ürün imalatında 166, mobilyada 126, plastik sanayisinde 94, makine üretiminde 90, alüminyum sektöründe 80 ve ambalaj sektöründe 79 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğunu aktardı.
Tarım, gıda ve lojistik sektörlerinde de sorunların yaşandığını belirten Gürer, gıda sektöründe 139, tarımda 119, nakliyede 94, akaryakıt istasyonlarında 94 ve sebze-meyve toptancılığında 68 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğunu kaydetti. Ayrıca, yapı malzemelerinde 87, elektronik cihazlarda 85, inşaat malzemeleri satışında 85, otelcilikte 80 ve enerji sektöründe 78 firmanın konkordato talebinde bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Konkordato başvurularının yalnızca büyükşehirlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Gürer, üretimin yoğun olduğu farklı illerde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti. İstanbul’un bin 616 başvuruyla ilk sırada yer aldığını, ardından Ankara’nın 678, İzmir’in 304, Kocaeli’nin 280 ve Bursa’nın 254 başvuru ile takip ettiğini belirtti. Diğer illerdeki rakamları ise Tekirdağ’da 165, Antalya’da 169, Denizli’de 141, Konya’da 133, Balıkesir’de 107, Mersin’de 94, Gaziantep’te 93, Adana’da 88, Hatay’da 86, Muğla’da 76, Manisa’da 75, Sakarya’da 73, Eskişehir’de 68, Afyon’da 64 ve Isparta’da 51 firmanın konkordato talebinde bulunduğunu aktardı.
Reel sektörün yaşadığı sorunların çözümü için yeni adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, işletmelerin borçlarını çevirebilmesinin ve üretimin sürdürülebilmesinin önemine dikkat çekti. Borç yapılandırması ve sicil affı gibi yeni düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Gürer, “Her kapanan işyeri, üretim azalması ve işsizlik demektir” dedi. Ekonomik sorunların yalnızca şirket sahiplerini değil, çalışanlardan tedarikçilere kadar geniş bir kesimi etkilediğini vurguladı.
Gürer, Türkiye’deki işletmelerin korunmasının ekonomik bağımsızlık açısından da önemli olduğunu belirterek, “Yabancılara satılan şirketler ile ülke markalarının dünya markası olmasının önü kesilmektedir” ifadelerini kullandı. İşletmelerin yalnızca ticari kuruluşlar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Gürer, “Şirketler, firmalar ve her dükkân bu ülke için bir aş, iş, ekmek kapısıdır. Her kapıda sorun varsa, bu sorunlar geneli etkileyecektir” dedi. Ekonomide yaşanan sorunların giderek daha geniş bir kesimi etkilediğini belirten Gürer, çözüm üretme sorumluluğunun ülkeyi yönetenlerde olduğunu vurguladı. Son olarak, konkordato ve iflas rakamlarının yalnızca ekonomik veriler olmadığını, her bir rakamın arkasında çalışanlar, aileler ve işletmelerin bulunduğunu belirterek, reel sektörün daha fazla zarar görmemesi için acil ve kapsamlı ekonomik tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti.




