KKTC’nin Savunma Kapasitesinin Artırılması Gereken Bir Zorunluluktur
Akademisyen Doç. Dr. Erdi Şafak, KKTC’nin savunma kapasitesinin artırılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Akademisyen Doç. Dr. Erdi Şafak, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin hem KKTC hem de Türkiye’nin güvenliği üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti.
Şafak, Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan savunma iş birliği anlaşmasına dikkat çekerek, “Bugün yaşananlar güvenliğin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. KKTC’nin savunma kapasitesinin artırılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Kamuoyuna yansıyan İHA ve SİHA projeleri hızlandırılmalıdır,” dedi.
Elif Şen Çatal’ın sunduğu Kıbrıs TV programında konuşan Şafak, İsrail-İran savaşı sonrası Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki yeni güvenlik dinamiklerinin Türkiye ve KKTC tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye açısından en kritik alanın Doğu Akdeniz olduğunu ifade eden Şafak, İsrail’in Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile geliştirdiği ilişkilerin önemine işaret etti.
“Düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışıyla şekillenen yeni ortaklıklar gözlemliyoruz,” diyen Şafak, “İsrail’in Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile olan ilişkilerini dikkatle takip etmemiz gerekiyor. Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik alanındaki yeni dengeler, Türkiye ve KKTC’nin geleceğini doğrudan etkiliyor,” şeklinde konuştu.
Doğu Akdeniz’in sadece enerji kaynakları açısından değil, askeri ve jeopolitik açıdan da kritik bir bölge haline geldiğini belirten Şafak, bölgedeki gelişmelerin Kıbrıs Türk tarafı açısından göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Fransa ve GKRY Anlaşmasına Dikkat
Fransa ile GKRY arasında imzalanan savunma iş birliği anlaşmasının sıradan bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Şafak, Rum tarafının İran-İsrail savaşı sonrasında güvenlik gerekçelerini öne çıkardığını ancak bunun yalnızca görünen kısmı olduğunu savundu. “Güney Kıbrıs’ta atılan her stratejik adımın öncelikli muhatabı Türkiye ve KKTC’dir. Fransa ile yapılan askeri anlaşmalar, yalnızca bölgesel güvenlik perspektifiyle değil, Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı açısından doğurabileceği sonuçlarla da ele alınmalıdır,” dedi.
Son dönemde GKRY’nin Avrupa Birliği üyeliği ve uluslararası ilişkilerini kullanarak bölgesel konumunu güçlendirmeye çalıştığını belirten Şafak, Türkiye ve KKTC’nin de kendi güvenlik politikalarını geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
“KKTC’nin Savunma Kapasitesinin Artırılması Zorunludur”
Bölgedeki gelişmelerin KKTC’nin savunma kapasitesinin artırılmasını zorunlu hale getirdiğini söyleyen Doç. Dr. Erdi Şafak, son dönemde gündeme gelen İHA ve SİHA projelerinin bu açıdan önem taşıdığını ifade etti. “Bugün yaşananlar güvenliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. KKTC’nin savunma kapasitesinin artırılması artık bir tercih değil zorunluluktur. Daha önce kamuoyuna yansıyan İHA ve SİHA projeleri vardı. Bunların hızlandırılması gerektiğini düşünüyorum,” dedi.
Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda attığı adımların bölgesel caydırıcılık açısından büyük önem taşıdığını belirten Şafak, Türkiye’nin askeri kapasitesinin yalnızca kendi güvenliği için değil, KKTC’nin güvenliği açısından da kritik bir rol oynadığını ifade etti.
“Birleşmiş Milletler Artık Güven Vermiyor”
Programda uluslararası sistemin işleyişine dair değerlendirmelerde bulunan Şafak, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amaçlarını yerine getirmekte zorlandığını savundu. Gazze’de yaşananlar, Rusya-Ukrayna savaşı ve son olarak İsrail-İran geriliminin uluslararası kuruluşların etkisini sorgulatır hale getirdiğini ifade eden Şafak, “Uluslararası barış ve güvenliği sağlamak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler, bugün yaşanan krizlerde etkili bir rol üstlenemiyor. Gazze’de yaşananlar ortada. Ukrayna savaşı yıllardır devam ediyor. Son olarak İsrail-İran savaşında da benzer bir tablo ortaya çıktı,” dedi.
Bu durumun devletlerin kendi güvenlik kapasitelerini geliştirmesini zorunlu hale getirdiğini belirten Şafak, özellikle küçük devletlerin güvenlik konusunda daha hassas davranması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye’nin Garantörlüğü Bugün Daha İyi Anlaşılıyor”
Kıbrıs meselesine de değinen Şafak, son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin garantörlüğünün önemini yeniden ortaya koyduğunu ifade etti. “Bugün bölgede yaşanan krizler, güvenliğin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor,” diyen Şafak, “KKTC’de huzur ve güven içerisinde yaşayabiliyorsak, bunda Türkiye’nin garantörlüğünün ve adadaki varlığının büyük payı vardır. Dünyada yaşanan gelişmelere baktığımızda garantörlük sisteminin ne kadar önemli olduğu daha net görülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin garantörlüğü konusu artık çok daha farklı değerlendiriliyor,” şeklinde konuştu.
Güney’de Aşırı Sağın Yükselişi Çözüm Umutlarını Zayıflatıyor
Şafak, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ hareketlerin Güney Kıbrıs’ta da etkisini artırdığını belirterek, bunun Kıbrıs sorununa yönelik çözüm umutlarını zayıflattığını ifade etti. Rum tarafında son dönemde yükselen milliyetçi ve yabancı karşıtı söylemlerin dikkat çekici olduğunu belirten Doç. Dr. Şafak, bunun yalnızca Kıbrıs’ı değil, Avrupa siyasetinin genel yönelimini de gösterdiğini kaydetti.
“Türkiye ile KKTC Arasındaki Projeler Çok Daha Stratejik Hale Geldi”
Enerji güvenliğinin yeni dönemin en önemli başlıklarından biri haline geldiğini belirten Şafak, Türkiye ile KKTC arasında yürütülen enerji projelerinin stratejik değer taşıdığını ifade etti. Türkiye’den KKTC’ye getirilen su projesini örnek gösteren Şafak, elektrik ve enerji alanında planlanan yeni yatırımların da büyük önem taşıdığını belirterek, “Enerji savaşlarının konuşulduğu bir dönemde Türkiye ile KKTC arasındaki projeler çok daha stratejik hale gelmiştir. Devletlerin güçlü olabilmesi için ekonomik ve savunma anlamında kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerekiyor,” dedi.
Erdi Şafak, bölgede yaşanan gelişmeler karşısında KKTC’nin hem ekonomik hem de savunma alanında daha güçlü hale gelmesinin önemine dikkat çekerek, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.




