Türkistan Ağıdı 3: Kazak ve Kırgızların Soykırımı
Türkistan Ağıdı 3, Kazak ve Kırgızların yaşadığı soykırımı ve acılarını ele alıyor.
Onur Emrullah Şavlığ yazdı…
Kulaklar, Kolhozlar ve Kanlı Defterler
“Öz yurdumu çarmıha germişler kırk yerinden
Bin yıl geçse unutmam acımın üzerinden
Vurulan bir ceylana yanar gibi derinden
Ulu Türkistan’a yandım.”
Türkistan- Yavuz Bülent Bakiler“
Kazaklar, şehirleşmeye karşı direnirken ilk kurban olmuşlardır. Geçmişleriyle bağlarını koparmamak için mücadele eden bu topluluk, Müslümanlıklarından asla taviz vermemiştir. Sovyetler, Kazakların yaşadığı bozkırlara yerleşerek, insanları ve hayvanları kaydettikleri kanlı defterler tutmaya başlamışlardır. Her şey, Kazakların ellerindeki kaynakların Moskova’ya taşınmasıyla sonuçlanmıştır. İnsanlar, öz yurtlarında garip bir yaşam sürmeye zorlanmış, kooperatiflerde çalıştırılmıştır.
Bu süreçte, ‘kulak’ olarak adlandırılan zenginler, aslında sadece kendi topraklarında yaşamaya çalışan insanlardır. Ancak bu ‘kulaklar’, faşist bir zihniyetle hedef alınmış ve acımasızca cezalandırılmıştır. 1928-1934 yılları arasında, Kazakların nüfusu 4,5 milyondan 2 milyona düşmüştür. Açlık, insanları hayvanlaştırmış, yamyamlık gibi korkunç bir duruma sürüklemiştir.
Ürkün Soykırımı: Tanrı Dağları’nın Çığlığı
” …
Uzar gider bir sessizlik içinde
Bir uçtan bir uca Türkistan toprakları
Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına
Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan
Başkaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han
Bebekler bile vurulur beşiklerinde
Kana boyanır Türkistan.”
Kırgızların soykırımı ise Çarlık Rusya’sı döneminde başlamıştır. Kırgızlar, en güzel topraklarından zorla çıkarılarak, çorak arazilere sürülmüştür. Ruslara, Kırgızların malı üzerinden silah ve mühimmat verilmiştir. Bu durum, Kırgızların yaşamını daha da zorlaştırmış, kültürel kimliklerini yok etme çabaları hız kazanmıştır.
1915-1916 yıllarında, I. Dünya Savaşı sırasında, Kırgızların erkekleri zorla askere alınmak istenmiştir. Bu durum, Kırgızların sabrını taşırmış ve büyük bir isyan patlak vermiştir. Temmuz 1916’da başlayan bu isyan, kısa sürede tüm Kırgız havzasını sarmış ve Rusları Pamir Dağları’na kadar kovalamıştır. Ancak Ruslar, bu isyanı bastırmak için büyük bir ordu göndermiştir.
Kırgızlar, vatanları ve namusları için canlarını vermeye hazır hale gelmişlerdir. Ancak, Rusların saldırıları sonucunda büyük bir kıyım yaşanmış, Tanrı Dağları’nda yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bu olay, tarihe Ürkün Olayı olarak geçmiştir. Kırgızlar, hayatta kalmak için Tanrı Dağları’na doğru kaçmış, burada büyük bir katliamla karşılaşmışlardır.
Sonuç olarak, yüz binlerce Türk, açlık ve hastalıkla mücadele ederek Tanrı Dağları’na ulaşmaya çalışmış, ancak burada da Rusların saldırısına uğramıştır. Bu acı olaylar, Türk milletinin hafızasında derin yaralar açmış ve unutturulmaması gereken bir soykırım olarak kalmıştır.
Bu vesileyle, yüz on yıl önce şehadete ulaşmış tüm soydaşlarımızı rahmetle anıyor, bu soykırımları unutturmamak için elimizden geleni yapacağımızı belirtmek istiyoruz.




