Gizli şeker için erken önlem diyabet riskini azaltıyor
Gizli şeker, Tip 2 diyabet öncesindeki uyarı dönemi olarak tanımlanıyor; düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabiliyor.
Gizli şeker olarak bilinen prediyabet, kan şekeri düzeylerinin normalin üzerine çıktığı ancak Tip 2 diyabet seviyesine ulaşmadığı dönemi ifade ediyor. 4 Ekim 2026’da aktarılan bilgilere göre bu süreçte alınan yaşam tarzı önlemleri, diyabetin gelişmesini önlemeye veya geciktirmeye yardımcı olabiliyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, prediyabetin çoğunlukla belirti vermediğini belirtti. Bu nedenle kişinin durumunu anlamasının temel yolu düzenli sağlık kontrolleri ve tarama testlerinden geçiyor.
Sağlıklı açlık kan şekeri 70-99 mg/dL aralığında bulunuyor. Açlık ölçümünün 100-125 mg/dL arasında olması prediyabete, 126 mg/dL ve üzerindeki değerler ise diyabete işaret ediyor. HbA1c testinde yüzde 5,7-6,4 arasındaki sonuçlar gizli şekerle ilişkilendiriliyor; yüzde 6,5 ve üzeri değerler diyabet kabul ediliyor.
Tanıda kullanılan açlık kan şekeri testi için en az 8 saat boyunca su dışında yiyecek ve içecek tüketilmemesi gerekiyor. HbA1c testi ise son 2-3 aylık ortalama kan şekeri düzeyini gösteriyor.
Prediyabet ilerleyerek Tip 2 diyabete dönüşmeye başladığında sık idrara çıkma, özellikle geceleri tuvalet ihtiyacında artış, yoğun susuzluk, aşırı açlık ve tükenmişlik görülebiliyor. Ancak belirtiler ortaya çıkmadan önce de tarama yapılması önem taşıyor.
Gizli şekerle mücadelede beslenme ve hareket alışkanlıklarının değiştirilmesi öne çıkıyor. İlave şekerin azaltılması, basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesi, hazır gıdaların sınırlandırılması ve sebze tüketiminin artırılması öneriliyor.
Haftada toplam 150 dakika, günde 30 dakika ve haftada 5 gün egzersiz hedeflenmesi tavsiye ediliyor. Vücut ağırlığının yüzde 7’sinin kaybedilmesinin ise Tip 2 diyabet riskini yarıdan fazla azaltabileceği belirtiliyor.
Prediyabetin temel nedenleri arasında insülin direnci bulunuyor. Genetik yatkınlık, karın çevresinde yağlanma, hareketsizlik, kronik stres, yetersiz uyku, işlenmiş gıdaların sık tüketimi, uzun süreli steroid kullanımı ve bazı hormonal bozukluklar insülin direnciyle ilişkilendiriliyor.
Ailesinde Tip 2 diyabet bulunanlar, fazla kilolu veya obez kişiler, 45 yaş ve üzerindekiler, sigara kullananlar, gebelik diyabeti öyküsü olanlar, uyku apnesi veya polikistik over sendromu bulunanlar risk grubunda yer alıyor.
Kontrol altına alınmayan prediyabetin en önemli sonucu Tip 2 diyabete ilerlemesi. Bu süreç kalp krizi, inme, sinir hasarı, göz ve böbrek sorunları riskini artırabiliyor. Sigarayı bırakmak, stresi ve uyku bozukluklarını yönetmek, yüksek tansiyon ile kolesterolü kontrol altında tutmak da riski azaltmaya katkı sağlıyor.




