Depreme Dayanıklı Türkiye İçin Hazırlık Kültürü Geliştirilmeli
Türkiye İMSAD’ın araştırması, toplumun depreme hazırlık düzeyinin yetersiz olduğunu ortaya koydu. Hazırlık kültürü şart.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Bu araştırmaya göre, toplumun %45,5’i depreme hazır hissetmiyor ve %73,1’inin evinde deprem çantası bulunmuyor. 7 bölgeden 1067 kişiyle yapılan Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci araştırması, Türkiye’de depreme hazırlık konusunda ciddi eksiklikler olduğunu gözler önüne serdi.
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, depreme dayanıklı yapıların yalnızca bir standart değil, aynı zamanda güvenli bir geleceğin temeli olduğunu belirtti. Küçükoğlu, Türkiye’nin her gün birçok deprem yaşadığını ve bu durumun artık doğal bir gerçek olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Depremi sadece bir afet olarak değil, şehircilik, ekonomi ve sosyal yaşamın ortak bir meselesi olarak ele aldıklarını vurguladı. Küçükoğlu, “Depreme dayanıklı bir Türkiye, sağlam binalarla değil, bilinçli bireylerle ve güvenilir sistemlerle inşa edilir. Toplum olarak depremi konuşuyoruz ama yeterince hazırlanmıyoruz. Bilgi ve kaygının davranışa dönüşmesi gerekiyor” dedi.
1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yapılan araştırmanın sonuçlarını paylaşan Küçükoğlu, toplumun %45,5’inin kendisini depreme hazır hissetmediğini, %73,1’inin evinde deprem çantası bulundurmadığını ve acil toplanma alanlarının yerini bilmeyenlerin oranının da %50’den fazla olduğunu açıkladı. Bu durum, toplumun deprem riskinin farkında olduğunu ancak hazırlık konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu gösteriyor.
Küçükoğlu, depreme karşı hazırlığın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, halkın deprem güvenliği konusunda kalıcı bir bilinç geliştirmesi için sürekli bir seferberlik gerektiğini ifade etti. Türkiye İMSAD olarak, bu konuda tüm paydaşlarla iş birliği yapmaya hazır olduklarını vurguladı.
Ayrıca, depreme dayanıklı şehirlerin inşasında yalnızca sağlam yapılar oluşturmanın yeterli olmadığını belirten Küçükoğlu, altyapı, enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal yaşam gibi unsurların da göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getirdi. Araştırmaya göre, toplumun %54’ü yaşadığı bölgeyi deprem açısından riskli görmesine rağmen, %74,5’i binası için herhangi bir risk tespiti yaptırmamış durumda. Türkiye’nin deprem gerçeğiyle olan bağı, 2025 yılında kaydedilen 53 bin 262 depremle bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu durum, afet bilincinin sürekli canlı tutulması ve önleyici tedbirlerin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Araştırma, toplumun yaklaşık %60’ının deprem kaygısı taşıdığını ortaya koyuyor.




