Bakırhan: Diyadin’de siyanürle altın için onay şart
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyadin’de siyanürle altın arama çalışmalarına karşı çıkarak halkın onayı olmadan madencilik yapılamayacağını söyledi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde düzenlenen “Toprağımıza Sahip Çıkıyoruz” ekoloji mitinginde konuştu. Diyadin’de siyanürle altın arama çalışmalarına tepki gösteren Bakırhan, bölgedeki madencilik faaliyetlerinin halkın rızası alınmadan yürütülemeyeceğini söyledi.
Bakırhan, Murat Havzası’nda sürdürülen çalışmalara ilişkin değerlendirmesinde, siyanür kullanımının doğa, su kaynakları ve tarım açısından ciddi tehdit oluşturduğunu savundu. Şirketlerin kâr amacıyla bölgenin toprağını ve havasını riske attığını belirten Bakırhan, dağların patlatılmaması, ovaların ve suların kirletilmemesi çağrısı yaptı.
Lice, Akbelen, Kazdağları, Varto ve Karlıova’daki çevre mücadelelerini hatırlatan Bakırhan, Kürt halkı ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan toplulukların maden faaliyetleri ve rant politikalarına karşı çıktığını ifade etti.
Konuşmasında geçmişte yaşanan zorunlu göçlere de değinen Bakırhan, savaş ve şiddet nedeniyle milyonlarca kişinin köylerini, yaylalarını ve topraklarını terk etmek zorunda kaldığını söyledi. Bu kez ekonomik faaliyetler ve madencilik gerekçesiyle insanların yerlerinden edilmesine izin vermeyeceklerini belirten Bakırhan, “Toprağımızı bırakmayacağız” mesajı verdi.
Mollakara bölgesindeki maden sahasına ilişkin eleştirilerini sürdüren Bakırhan, siyanür kullanımının Murat Nehri’ni, meraları ve bölgedeki tarım ile hayvancılığı tehdit edeceğini öne sürdü. Diyadin halkının temel geçim kaynaklarının korunması gerektiğini belirten Bakırhan, yürütülen çalışmaların barış sürecinin ruhuyla bağdaşmadığını savundu.
Bakırhan, barışın yalnızca siyasi bir süreç olarak ele alınamayacağını, insanların kendi topraklarında insanca yaşayabilmesi ve ekonomik imkânlara kavuşması gerektiğini söyledi. Bölgenin doğal kaynaklarının maden şirketlerine açılmasının barış anlayışıyla çeliştiğini belirterek, “Asıl barış toprakla, suyla, dağla ve ovalarla barıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Bakırhan, Ankara açısından milyarlarca dolarlık ekonomik değer taşıdığı belirtilen maden sahasının Diyadin halkı için rant ve çevre tahribatı anlamına geldiğini dile getirdi. Halkın onayı olmadan yalnızca Diyadin’de değil, Türkiye’nin hiçbir yerinde siyanürle altın arama yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Murat Nehri’nin kirlenmesinin Fırat ve Mezopotamya’yı da etkileyeceğini ifade eden Bakırhan, altının insan yaşamı için vazgeçilmez olmadığını, ancak Murat Nehri’nin Ağrı ve Diyadin açısından hayati önem taşıdığını belirtti. Bir grup şirketin kazancı uğruna bölge halkının geleceğinin, tarlalarının ve geçim kaynaklarının riske atılmaması gerektiğini kaydetti.
Siyanürün zarar vermediğini savunanların kendi yaşam alanlarının yakınında aynı yöntemin kullanılmasını kabul edip etmeyeceklerini soran Bakırhan, Diyadin halkının ve bölge sakinlerinin rızası alınmadan yürütülecek madencilik faaliyetlerine karşı duracaklarını açıkladı.
Bölge halkının hayvancılığa destek, gençler için iş, esnaf için kredi ve çocuklar için sağlıklı bir gelecek istediğini belirten Bakırhan, bu talepler karşılanmadan doğal alanların madenciliğe açılmasını eleştirdi. Mücadelenin kısa süreli olmayacağını söyleyen Bakırhan, Mollakara’da doğayı, suyu ve toprağı savunmayı sürdüreceklerini ifade etti.
İmralı’da Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeye de değinen Bakırhan, çevre ve ekoloji başlıklarının görüşmede önemli gündemlerden biri olduğunu söyledi. Barış süreci gerekçe gösterilerek bölgenin maden sahalarına dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Bakırhan, Kürt illerinde verilen maden ruhsatlarına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
Bölgeden çıkarılacak kaynakların Ankara’ya aktarılırken çevresel yükün Ağrı ve Diyadin halkına bırakılmasının adil olmadığını savunan Bakırhan, yatırımların maden gelirleri yerine fabrika kurulması, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi, sağlık ve altyapı hizmetlerinin güçlendirilmesi için kullanılmasını istedi.
Bakırhan, Kürt illerindeki dağların, ovaların ve nehirlerin sahipsiz olmadığını belirterek, doğa tahribatı ve zorunlu göç politikalarına karşı halkın daha geniş bir katılımla mücadele edeceğini söyledi. Kimliğin yok sayılması, geçim kaynaklarının zayıflatılması ve doğal alanların tahrip edilmesinin insan hakları, adalet ve barış anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etti.




