Altın Fiyatları Yükselişe Geçiyor: Yeni Zirveler Görülüyor
Altın fiyatları, ABD enflasyon verileri öncesinde 4.420 dolara çıkarak 10 haftanın zirvesine ulaştı. Yatırımcılar altına yöneliyor.
Son günlerde altın piyasasında gözlemlenen yükseliş, değerli metalin yeniden yatırımcıların ilgisini çektiğini gösteriyor. Dün ons altın, yaklaşık %1,5 artışla 4.420 dolara ulaşarak, Haziran ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bu durum, uzun süredir beklenen teknik direnç seviyelerinin aşılmasıyla birlikte, piyasada “altına dönüş” beklentilerini artırdı.
Altın fiyatlarındaki bu artışın arkasında birkaç önemli faktör bulunuyor. İlk olarak, ABD Merkez Bankası’na dair beklentelerdeki değişiklikler, toparlanmanın temel sebeplerinden biri oldu. Zayıf gelen istihdam verileri sonrası Eylül ayında faiz artışı olasılığı %60’tan %50’ye geriledi. Faiz baskısının azalması, faiz getirisi olmayan altın için daha cazip bir ortam sağladı. Şimdi piyasanın gözü, ABD’nin açıklayacağı enflasyon verilerine çevrildi. Tüketici Fiyat Endeksi’nin seyri, Fed’in gelecekteki politika yönü açısından kritik bir belirleyici olacak.
Diğer bir etken ise Çin Merkez Bankası’nın altın rezervlerini Temmuz ayında yaklaşık 20 ton artırması. Bu durum, resmi alımların 21 aydır kesintisiz devam ettiğini gösteriyor. Çin’in rezervlerini çeşitlendirme politikası, altına olan yapısal talebin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Batılı yatırımcıların da yeniden aktif hale gelmesi dikkat çekiyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, küresel fiziki destekli altın ETF’leri Temmuz ayında 3 milyar dolarlık net giriş sağladı. Böylece, iki aylık çıkış döneminin ardından ETF’lerdeki toplam altın varlığı 23 ton artarak 4.068 tona ulaştı. Girişlerin büyük kısmı Avrupa fonlarından gelirken, Kuzey Amerika’nın katkısı sınırlı kaldı.
Ancak altın fiyatlarındaki toparlanmanın kırılgan olabileceği konusunda uyarılar da var. Altının önündeki en büyük risk, bu toparlanmanın henüz tam olarak teyit edilmemiş olması. Temmuz ayında başlayan ETF girişlerinin kalıcı bir portföy değişikliğine dönüşeceği kesin değil. Özellikle Kuzey Amerika’daki yatırımcı katılımı hâlâ sınırlı. Daha da önemlisi, ABD enflasyonunun yeniden hızlanması, Fed’in faiz politikasına dair beklentileri tersine çevirebilir.
Saxo Bank, teknik görünümde 4.200 dolar seviyesinin artık önemli bir destek haline geldiğini belirtirken, asıl sınavın 4.500 dolar civarında olduğunu vurguluyor. Bu seviyenin üzerinde kalıcı bir hareket, altının 4.690 dolardaki %50 Fibonacci seviyesine ve ardından 4.860 dolardaki %61,8 seviyesine doğru ilerlemesine olanak tanıyabilir. Dolayısıyla, piyasadaki temel soru artık yalnızca “altın yükselecek mi?” değil; asıl soru, fiyatın 4.500 dolar eşiğini kalıcı biçimde aşarak yeni bir yükseliş dalgası başlatıp başlatamayacağı.
Bankaların fiyat tahminleri de altındaki yükseliş potansiyelinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. RBC Capital Markets’ın en iyimser senaryosu, altının 2027’de ortalama 5.296 dolardan işlem görmesini öngörüyor. Bu senaryoda fiyatın 2027’nin üçüncü çeyreğinde 5.321 dolara, dördüncü çeyreğinde ise 5.318 dolara ulaşması bekleniyor. RBC’nin daha ılımlı merkez senaryosu ise altının 2026’da ortalama 4.577 dolar, 2027’de 4.225 dolar seviyesinde kalacağı varsayımına dayanıyor. Kurumun en iyimser ve en kötümser senaryoları arasındaki fark ise oldukça geniş. Kötümser senaryoda altının 2027 ortalaması 3.661 dolara kadar gerileyebiliyor.




